Yalnızlık Bazı İnsanların Kaderidir

0
40

Eğer bu yazıyı okumaya karar verdiysen, şöyle bir yaslan arkana ve iyice rahatla. Peşin peşin söyleyeyim, epey uzun olacak “okuyamam la ben uzun yazı” diyorsan, çık şimdiden zira bu yazı sana bir şey katmayacak. Öte yandan şunu da belirtmeliyim ki; yazmaya başladığım ilk günden bugüne kadar kaleme almış olduğum en sert üslupla yazılmış lakin buram buram samimiyet fışkıran değişik bir yazı olacak. Çok hevesliyim.. Çok öfkeliyim..

Ben Kimim?

1994 yılının Eylül ayında doğmuş, şuanda aşağı yukarı veya tam olarak 21 yaşında olan bir insanım. Ailem çok zengin değil, “ortanın azıcık üstü” diye tanım yapılabilecek bir aile. Lakin sağ olsunlar kendimi bildim bileli bir isteğimi iki etmeyip, ellerinden geldiğince (bazen hatta çoğu zaman ellerinden gelenin fazlasını yaparak) bana her türlü imkanı sundular. Bu yaşıma kadar ailemde ciddi sayılabilecek huzursuzluk veya kavgaya şahit olmadım. Mutlu ve güzel bir çocukluk geçirdim. Zaman zaman sebepli veya sebepsiz tartışmalarına şahit olduğum aile bireylerimin bir kez olsun birbirlerine hakaret ettiklerine veya fiziki-psikolojik şiddette bulunduklarına şahit olmadım. Son derece karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörünün olduğu bir aile içerisinde büyüdüm. Üstelik öyle lise eğitimi Paris’te, üniversite eğitimini ise Londra’da almış iki bireyin çocuğu değilim. Annem ev hanımı, babam işçidir ve bundan inanılmaz gurur duyarım. Ben bir işçi adamın oğluyum ve ömrümün sonuna kadar da bunun bilincinde olacak, bundan gururla bahsedeceğim. Hani bazı şeyler orada burada eğitim almakla olmaz, insanın doğumundan gelen özelliklerdir. Bunun da son derece farkındayım..

Rahmetli dedemi çok severdim ben.. Ama hani böyle klasik dede-torun gibi düşünmeyin. Cidden çok başka bir bağ vardı aramızda. Zaten vefat ettiğinde psikolojik manada birçok şeyi yanında götürdü benden. Aynı annem babam gibi çok saygı duyulası bir hayatı olan, karakteriyle başlı başına idol olan bir insandı. Herhalde bu hayattaki en büyük şansım dedemdir, zira yaşantımın hiçbir evresinde kendime bir idol arayışında olmadım, onun varlığı sebebiyle. Öylesine örnek alıyor, öylesine derin izliyordum ki onu; bugün dahi birçok özelliğim ona benzer. En basitinden çabuk parlar, çabuk sönerim. Sevdiklerime inanılmaz bir bağlılık duyar, en sinirlendiğim anlarda dahi kalp kırmamaya özen gösteririm. Öte yandan olaylar karşısında çok detaylı düşünme ve 2-3 adım sonrasını dahi garantiye almadan hareket etmemeyi de ondan öğrendim. Özetle; bugün beni ben yapan, yakın çevremin beni tarif ederken belirteceği belli başlı özelliklerimin birçoğunu ondan edindim. Lakin gel gelelim yine de ondan öğreneceğim çok şey varken, erken bir kayıp yaşadık ama ne yapalım böyle olması gerekiyormuş.

Her neyse.. Dede konusuna daha fazla girersem çıkamayacağımı fark ettim o yüzden kesiyorum.. Zaten bahsetmem gereken noktalardan büyük bir titizlik ile bahsettim.

Tek çocuk olduğum için kendimi bildim bileli mutluluğu da, üzüntüyü de içimde yaşadım. Küçükken çoğunlukla yalnız oynadım, oyuncaklarımı konuştururken tek başıma konuşturdum. Oynadığım her oyunda beyin de bendim, senaryoyu yazan da, yöneten de, oynayan da.. Basit gibi gözükse de; tüm sorumlulukları üstlenmeye henüz küçük yaşta alışmıştım. İlk okulda başarılı bir öğrencilik dönemi geçirdim, sekizinci sınıfa kadar öğretmenlerimin gözdesi, ailemin gururu idim. Lakin internetin hayatıma girmesi ve dönem bakımından ergenliğin denk gelmesi sebebiyle sekizinci sınıf itibariyle düzenli bir düşüş başladı ve neticesinde özellikle belirleyici sınavlarda potansiyelimin çok çok altında kaldım.

Çalışmayarak bir şey olmuyordu farkındaydım ama size tüm samimiyetimle söylüyorum nokta kadar ders çalışmıyordum (hala çalışmıyorum). Lisede ilk sene fena geçmedi, ki genelde öğrenciler birinci sınıfta çok sorun yaşar. İkinci sınıfta bilgisayar mühendisliği hayalleriyle sayısal seçtim. Fena da başlamadım aslında. Lakin dedemin geçirdiği kalp krizi, 1 ay yoğun bakımda bitkisel hayatta kalması, ailemin eve yalnızca eşya almak için uğraması falan derken kendi içimde bir kayboluşa sürüklendim ve neticesinde sene sonu eve berbat bir karne getirdim.

İstesem çalışıp, zayıfları verme ve sayısaldan devam edebilme şansına sahiptim. Ve emin olun yüzdeye vuracak olursam; bunu %80 başarırdım. Lakin hayat çizgimde yer alan en belirleyici hamleyi orada yaptım. Çok büyük bir sorumluluk alarak sınıf tekrarı yapmaya ve eşit ağırlığa geçmeye karar verdim. Sağ olsun ailem de kararıma saygı duyup, beni desteklediler. Sonrasında rahatlayan bir lise yaşantım oldu, pek zorluk çekmedim. Hatta son iki senemde arka arkaya okul başkanı oldum. Özetle; eğlenceli ve son derece güzel bir lise dönemi geçirdim.

Üniversite sınavına ilk girdiğimde ailecek planlarımız çok farklıydı ve bu farklı planlar doğrultusunda ilk sene tek tercih yaptım, tutmadı. Planların değişmesi (en hayırlısı buydu, şimdi fark ediyorum) sebebiyle ikinci sene daha farklı düşüncelerle girdiğim sınavda istediğim seviyede bir bölümü tutturdum. Lakin çok net şekilde belirtmek isterim ki; yine potansiyelimin çok çok altında bir puan yaparak, kendime büyük saygısızlık ettim.

Kendi bataklığınızda kalın, zira size uygun olan yer de orası…


Bende emekleri büyük olan başta rahmetli dedem ve anneanneme, canım anne ve babama, biricik teyzemlere ve eniştelerime bu yazı aracılığıyla çokça teşekkür ediyorum. Emeklerinizi asla unutmayacak ve sizi gururlandırmaya devam edeceğim.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı girin