Hollanda’da 1. Günüm

0
33

Daha önce yaz planlamamın değiştiğinden sizlere söz etmiştim diye hatırlıyorum. Bu yeni planlama doğrultusunda; iki haftalık Hollanda tatilimin başlamasına sadece iki gün kaldı. Tarihler 15 Temmuz 2018 Cuma gününü gösterdiğinde Hollanda’ya gitmek üzere yola çıkmış olacağız.

Yeni evime yerleşeli henüz daha 1-1,5 hafta olmuşken; terk-i diyar edip Hollanda’ya gitmek tabii ki içimde bir burukluk yaratmakta. Lakin hem geleceğim açısından hem de güzel bir tatil açısından reddedilemez bir seçenek olduğu da aşikar. İki senedir gitmediğim Hollanda’yı fazlasıyla özlediğim de büyük bir gerçek tabi.

Üstelik bu Hollanda tatilini blog üzerinden an be an aktaracak, ufak sürprizler ile sizleri de keyiflendirmeye çalışacağım. Kim bilir; belki minik minik çekilişler düzenler, hediyeler dağıtırız? Ya da güzel güzel vlog’lar çekeriz.

Sizlere Hollanda’dan ilk merhabam bu! Son derece yorucu bir yolculuğun ardından nihayet bilgisayarı elime aldım ve sizlere yazabilme fırsatı yakaladım. Şuanda okumakta olduğunuz bu yazı 24 Temmuz’un sabahında yazılıyor. Açıkçası dün gece yazamayacak kadar yorgun ve bitik haldeydim. Bundan sonraki günlerde de hep bir önceki günü raporlamayı planlamaktayım. Neyse bu teknik işleri bir kenara bırakalım..

Hollanda’ya Uçur Bizi Pilot Bey!

Annemin “sabah en geç 06.30’da Sabiha Gökçen’de ol!” talimatlarından bir hayli sıkılmış şekilde gece 03.00’da uyandım. Ulaşım açısından evimin olduğu Kağıthane’den Metrobüs ile Şişli’ye geçecek, oradan da Taksim’e yürüyecektik. Bu mini yolculuğumda bana Batuhan eşlik etmekteydi.

Lakin gel gelelim her zamanki gibi evdeki hesap çarşıya uymadı ve Çağlayan metrobüs durağının o saatte çalışmadığını gördük. Haliyle de mecburen Çağlayan-Şişli-Taksim yolunu komple yürümek zorunda kaldık. Şişli’ye kadar her şey çok güzeldi lakin Şişli’ye geldiğimizde baktığımız saat, işlerin yolunda olmadığını gösteriyordu. Tek çaremiz taksiye binip süreci hızlandırmaktı, biz de öyle yaptık!

Taksim’de Sabiha Gökçen’e giden otobüslerin orayı kolayca bulup, bindik. Batuhan’ın hava alanına gelmesi anlamsız olacağı için onunla orada duygu dolu bir vedalaşma yapıp, kalan yolculuğuma tek başıma devam ettim.

Önceki gün telefonda görüştüğüm müşteri hizmetleri; “Taksim’den Sabiha Gökçen 1.5 saat sürmekte” dediği için evden 3’te çıkmıştım. Lakin yarım saatlik bir sürede bu yolculuk gerçekleşti haliyle de ben epey erken gelmiş oldum. 1 saati geçik süre annemi bekledikten sonra, tarifsiz sinirle dış hatlardan içeri giriş yaptık.

Yüklerimizi teslim ettikten sonra bizi içerik alacakları saati beklemek üzere Simit Sarayı’nda oturduk. Alacakları saat geldiğinde de kalkıp, yavaştan hareket ettik.

Hava Yolculuğumuz Nasıldı?

Güzeldi.. Pilot gerçekten işini hakkıyla yapan bir adamdı. Uçağın kalkış esnasında da, iniş esnasında da bunu fazlasıyla kanıtladı (ikisini de gayet yumuşak şekilde yapabilmek, her pilotun harcı değildir).

Havadayken neler yaptığım konusuna gelecek olursak.. Zaten dev uykum olduğu için bilgisayardan dizi izleme fikri çoktan yatmıştı. Uçak kalktıktan yarım saat sonra falan karnım fazlasıyla acıktığından yemek yedim ve bir süre kitap okudum. Sonrasını ise hatırlamıyorum! Uyandığımda uçak iniş izni bekliyordu.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı girin