Hannibal – Bulunup Yitirilmiş Olan

0
83

Hannibal serisini hepimiz biliyoruz. Korku filmlerinde olsun kitapları ve uyarlamaları zaman zaman hepimizi korkutmayı başarmıştır. Yazara da böyle güzel ve akıcı bir kitap bıraktığı içinde teşekkürlerimizi sunarız.

Bu seriden yola çıkarak dizi şeklinde ufak bir kesiti sizlere aşağıda paylaşmak istiyorum. Eğer kitap hoşunuza giderse lütfen satın alınız.

Hannibal – Bulunup Yitirilmiş Olan Kısa Bölümünden Kitap Özeti

KARŞILAŞMALAR

Hathor başını iki yana sallıyor. “Sen bencil bir insansın, bunu biliyorum.” diye konuşuyor. Ama sergilediğin bu gaddarlık beni hayrete düşürüyor doğrusu. Ben ona itiraz etmeye çalışınca iki elini reddedermiş gibi havaya kaldırıyor.

“HAYIR, bırak Chenu,” diye devam ediyor, “artık hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini biliyorsun. Hayatınızı yaşadınız. Biz sadece o zamanlar neler olduğunu öğrenmek istiyoruz; ama dürüst olalım, sen sadece kendini düşünmüşsün.”

“Hangi açıdan?” diye soruyorum soğuk bir tavırla. Böylesine doğal bir şekilde bana bencil demesi hiç hoşuma gitmiyor.

Elini sallıyor. “Berbat giden bir ilişki; bu benim için önemli değil. Birçok evlilik yarı yolda bitiyor. Çiftler bazen boşanıyor bazen boşanmıyor. Bazen çocuklarını bazen parayı ve bazen de bulundukları mevkileri düşünüp bir arada kalıyorlar.” Omuzlarını silkiyor, iki yaprak itiyor kenara ve ormana doğru bakıyorlar. Yağmur dindi. Omuzlarının görüntüsü beni büyülüyor. Dilimin birdenbire kuruduğunu hissediyorum.

“Dediğim gibi,” diye devam ediyor “sebeplerin, yani düşüncelerin, duyguların, isteklerin bence çok bencilce.”

Sert bir hareketle dışarıya çıkıyor ve etrafına bakıyor. Ben de arkasından gidiyorum. Tek bir kelime söylemeden tırmanabileceğim bir ağaç arıyorum.

“Peki şimdi?” diye soruyor sabırsızca.
“Sıradaki hedefimizi seçeceğim.”
“Ah, bu benim için fazla uzun sürer,” diye homurdanıyor. “Orada öteki beyaz ağaç kökü gideceğimiz yönde. Hadi gidiyoruz.”

Onun bu önerisini duymamazlıktan geliyorum. Yavaş yavaş tırmanmaya devam ediyorum. devasa dal çıkıntıların yanından yukarı çıkıyor, uzun sarmaşıklara tutunup kendimi yukarı çekiyor, ağacın tepesine ulaşıyorum ve oradan etrafa bakıyorum. Üzerindeki gökyüzü kubbe şeklinde. Güneş ışınları nemli havada kırılıyor ve son yağmurdan kalan su damlacıklarında parlıyor. Ağaçların tepeleri, sarmaşıkların oluşturduğu karman çorman ağ, gri yeşil tepeler ve tümsekler, dalgalanmaları sonsuza dek durdurulmuş olan uzun dalga gibi gözüküyor. Gerçekten de: Beyaz gövdeli ağaç tam olarak doğru yönde duruyor. Ebruli renkler sayısızca çiçek dalları sarmalıyor ve güneşe doğru açıyor. Yanımdan parlak renkli epifitlerin oluşturduğu çağlayanlar dökülüyor aşağıya. Buradan yeri görmek mümkün değil. Ormanın daha derinde bulunan bölgeleri yumuşak, koyu yeşil gölgeler içinde. Öfkem diniyor. En azından Hathor benden hiçbir şey saklamıyor. Düşünüp hissettiği gibi konuşup hareket ediyor.

Tanrıça bir ağaç kökünün üzerine oturmuş. Bana doğru tek kelime etmeden bakıyor. Ben yere atladığımda o ayağa kalkıyor. Bize yol açmak için kılıcımı çekiyorum.

“Birisine aşık olduğum zaman,” diye konuşuyor ardımdan gelirken, “onu tüm duygularımla hissetmek isterim. Onu kışkırtmak hoşuma gider, nasıl tepki vereceğini bilmek istiyorum, içinden geçen her şeyi bende yaşamak isterim, ta ki ondan bıkana dek.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı girin