Blog Dünyasının da Yeraltı Var!

0
70

2007-2008 yıllarıydı sanırım.. İlk kez ufak tefek blog tutma denemeleri yapıyordum. O zamanlar şimdiki gibi değildi hiçbir şey. En basitinden; blog tutan bir insana saygı duyulurdu. Zira blog tutmak bir öz güven göstergesi gibiydi. Şimdiki gibi herkesin; birbirinden güzel tasarımlara sahip ikişer, üçer tane blog’u yoktu. Herkes yazma cesaretini kendisinde bulamaz, bulanlara da gerçekten saygısını hissettirirdi.

Bahsettiğim senelerde ufak denebilecek bir yaşta olsam da; piyasayı çok net bir şekilde hatırlıyorum. İnsanların projelerini genellikle forumlar üzerinden gerçekleştirmeyi denediği dönemlerdi. Hani şu ForumTR’nin günümüz Facebook’u kadar “mucize” gözüktüğü yıllar, hatırladınız mı ? İnternet dünyasında takılan insanların en büyük uğraşı forumlardı, dostluklar oralardan kazanılıyordu. Bu sebeple de webmaster’lar forum altyapılı siteler oluşturuyor, tutturmayı deniyorlardı. Örnek vermek gerekirse; ben de 2005-2006’da falan OyunYama adlı bir forum platformunda takılıyordum.

Yani forum kültürünün son demlerinde açmıştım ilk blog’umu (weburak.com’un ilk dönemi, sene 2008’in sonu). Şimdiye göre etraf çokça boş olduğundan; tutulup, okuyucu kitle yakalaması çok zor olmamıştı. Yanlış hatırlamıyorsam; blog’u açtıktan 1 ay sonra falan 2.500-3.000 günlük tekil hit almaya başlamıştım. Lakin tahmin edeceğiniz üzere; yazıların tamamı kişisel içerikli değildi (illegal içerik de yoktu yalnız, hiçbir zaman illegal içerikli çalışma yürütmedim).

Bunları şu yüzden anlatıyorum; ta o zamanlardan beri içerisindeyim bu Türkçe blog dünyasının. Ta o zamandan beri büyük bir hayranlıkla takip ettiğim bloglar var benim. Ama gel gelelim; o zamandan bugüne dek hiçbir zaman şu son 1 ayda okuduğum kadar blog okumadım. Hiçbir zaman şu son 1 ayda dediğim kadar “vay arkadaş kaleme bak” demedim.

Neden mi ?

Çünkü ben, geçen bu son 1 ayda blog dünyasının yeraltı ile tanıştım, diğer bir tabir ile underground dünyasıyla. Ben hatta ben de değil biz (kendisine webmaster diyen, devamlı proje peşinde koşan topluluk), meğer ne kadar safmışız da sadece parasını verip, alan adı (domain) alan insanların blog’larını takip edip, okuyormuşuz. Meğersem Blogger dünyasında ne cevherler, ne kalemler varmış da haberimiz yokmuş! Abartısız söylüyorum; şaştım kaldım, okumaya doyamıyorum son 1 aydır.

Aslında blogger (ya da daha sık kullanılan tabirle blogspot) dünyasındaki insanların tanınmaması için hiçbir sebep olmamasına karşın; yalnızca hit amacı gütmemeleri onları geri düşürüyor, Google sahnesinde. Bu tarz yeni keşfettiğim, okumaya doyamadığım blogları incelediğimde hiçbirinin hit getirecek bir başlık veya etiket girmediğini fark ettim. Çünkü adamın öyle bir derdi, tasası yok ki! Adam yazıyor, içini döküyor, rahatlıyor. E yazdıklarını bana göre şahane olan abonelik sistemi ile takip eden 500-600 tane okuyucusu da var. Bu adam ne diye Google’da hit peşinde koşsun ki ?

Ziyaretçi sayısını coşturmak, markalaşmak veya blog dünyasında fenomen olmak gibi bir isteği olmadığından da alan adı falan almayıp, tamamen ücretsiz olarak yoluna devam ediyor. Düşünüldüğü vakit; bence gayet temiz iş. Tabi bu kitlenin içerisinde, aslında belirttiklerimi isteyip de tasarımdan, alan adından özetle web tasarımdan falan fazla anlamadığı için geçiş yapamayan insanlar da vardır. Tamamı isteksiz demiyorum lakin büyük bir bölümü böyle.

Şansınız varsa denk geliyor, takip etmeye başlıyorsunuz. Şansınız yoksa bu tarz blogların, sizin karşınıza Google’da veya bir tanıtım yazısında çıkma şansı yok. Reklamı yapılmayan, herkesin bilmediği yerler onlar. Boşuna “yeraltı” demedim yani, cuk diye oturdu bana kalırsa.

**

Diyeceğim o ki; yazının görselinde bulunan ufaklık gibi, son 1 aydır “bunu da okuyacam, bırak lan onu da okuyacam, bunu da istiyom, bunu da istiyom” der gibi bakıyorum blogger altyapılı kişisel bloglara.

Bakalım kaç tane daha keşfedeceğim de gözüm, gönlüm bayram yapacak. Hepiniz gerçekten harikasınız. Elinize, kaleminize sağlık dostlar, kardeşler, ağabeyler, ablalar..


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı girin